Biraz Ben....



Merhaba, beni halen tanımıyorsunuz.
Mütemadiyen kendimi kırık dökük hissetmek için sebepler buluyorum kendime, hoşuma gitmese de bundan kaçamıyorum.
Düşünmekten uyuyamam, uyurken çok sık uyanırım, uyumayı sevmem, uyurken sıkılırım. Her şeyi ve herkesi az da olsa ciddiye almanın en kötü yanı bu belki de. '' burada ne demek istedi'' Hiçbir şey denmemiş olmasını dilerim bazen, bazen hep ''keşke''dir çünkü, cümlenin bitimi.
Düşüncenin ağırlığından kurtulmak için uyumaya çalışırım, genelde uyuyamam. Çok düşünmenin de bir kanser çeşidi olduğuna inanırım, bazen dipsiz kuyulara itiliyorsun, bazen ''bu bulutlar ne hoş'' filan.
Bir dönem varlığımın,  neden gerekli olduğunu sorguladım. Neden kitap, neden big bang, neden o, neden ben, neden Allah beni böyle, kabul ama neden filan derken kendimi tam anlamıyla kimsesiz hissetmeye başladım. Buna katlanamadım, buna halen katlanamam, bir yaratıcının olmadığını düşünmek, şans eseri ya da kazara var olmuş olabilme ihtimalimi düşünmeye bile katlanamam. ''Teslimiyet'' Hafifliğini anlatamam..
Duaların gücüne inanırım, çok takvalı biri sayılmam, şanslı biri de sayılmam, şansa da inanmam, kadere inanırım.
Mutsuz hayvan görürsem üzülürüm, onun için bir şey yapamıyorsam ağlarım, mutsuz insan görürsem üzülmem, ona önce nedenini sorarım ve ekseriyetle üzülmesine değer bir sebep olmadığını söylerim.
Kül tablası gibi kokan insanları severim,
Bana 'canım' denmesinden hoşlanmam.
Toprak ve kum gördüğüm her yerde ayakkabılarımı çıkarıp yürürüm.
Kötü enerjiyi aldığına inanırım.
Takı alırım ama takmam, imitasyona alerjim olduğundan arkadaşlarıma dağıtırım, paylaşmayı severim.
Sevemediğim birine onu sevdiğimi söylemem, sevmediğim birini sevmiyorsam sevmiyorumdur, rol kesemem.
Limonlu dondurmayı çok severim fıstıkla uyumu harikadır.
Hayal kurmam, kurduğum zamanlar beni kırmaktan başka bir işe yaramadı.
Virgülleri severim, cümlenin anlamını değiştirir.
Kendimi hiçbir yere ait hissetmem, evimi severim, aylarca çıkmasam sıkılmam, yeterince kitap, müzik ve sigara varsa hiç sıkılmam.
Aşka inanmam tehlikelidir, geçmeyecek hasarlar bırakır zihinde.
Geçmişle yaşamayı sevmem, gelecek endişesi taşımayı da, tecrübeye ve tarihin tekerrürden ibaret olduğuna inanırım.
En çok ailemi severim, annem en iyi arkadaşım babamsa en büyük kahramanımdır.
Yemek yapmayı severim, evin içinde en çok mutfağı severim,
Ölüm çok normal ama normal karşılayamam, böcek öldürsem üzülürüm,
Güçlü duruşlar sergileyemem, güçlü görünemeyecek kadar üşengeç biriyim.
Susadığım zamanlarda eğer oturuyorsam en az on dakika düşünürüm,
Üşenme'de bir numarayım.
Dağınık sayılmam Bulunduğum ortamın düzenli olmasına dikkat ederim.
Bu yazıyı yazarken 5 sigara içtim ve ikide mandalina yedim,  pencere açık ve ayaklarım üşüyor, ayaklarım ve burnumun ucu hep üşür.
Matkap  sesiyle uyanmaktan nefret ederim,
Çaresizlikten nefret ederim. Çare aramayı bilmem,
Pazar günlerini sevmem, beklentiyi yüksek tutarsın ama gününü genelde evde  pinekleyerek geçirirsin.
Çıtamı düşük tutmayı severim, çıtası düşük insanları kendime yakın bulurum,
Övülmeyi sevmem mahcup hissederim, övmeyi sevmem egoyu uçurur.
Saçı sakalı birbirine girmiş adamları  ısrarla severim, çilli kızlarıda.
Bu güne dek endişe duyduğum ne varsa yaşadım, korktuğum ne varsa başıma geldi. Artık herhangi bir şeyden korkmuyorum.
Kime güvendiysem yanıldım, artık kimseye güvenmiyorum.
Hırslı biri değilim, güçlü de, ve ''mutlu insan'' tanımına uyacak son kişi bile değilim.
Küçük şeylerle mutlu olmayı abartan biriyim, mutluyken kendimi aptal gibi hissederim.
Güzel günlerin yakında olduğu saçmalığına inanmam, pollyanna'yı sevmem, realist biriyim, kendime inanırım.

Masallara mı?

Artık masallara hiç inanmıyorum...

Emma Stone Hakkında Bilmedikleriniz

Pek sevdiğimiz ünlü yıldız Emma Stone hakkında bazı bilinmeyenler ilginizi çekiyor olabilir. Mesela, gerçek adı Emma değilmiş. Bakalım neler varmış daha gz perdesi ardında kalmış…  
Adı, Emily Stone imiş. Neden Emma’ya geçiş yapıldı, biz de bilemedik. Emily de gayet güzel aslında.

Kendisi kızıl değil, sarışın aslında. Gerçi bunu biliyor da olabilirsiniz.

Emma’nın bileğinin iç kısmında iki kuş ayağı var.

Annesine göğüs kanseri teşhisi konduğunda, onun en sevdiği şarkı olan “Blackbird” (Siyah Kuş)’un bestecisi Paul McCartney’e bir mektup yazıp böyle bir çizim istemiş Emma ve ünlü müzisyen de onu kırmamış. O da dövme olarak seçmiş bu çizimi. Eh, Emma Stone olunca Paul McCartney’den kuş ayağı çizmesini isteyebiliyor insan demek.

Emma’nın günde bir paket sigara içiyormuş gibi çıkan kendine özgü sesi, küçükken çok fazla öksüren kolik bir çocuk olması ile ilişkiliymiş meğer.

Geçtiğimiz senelerin çok iyi başlayıp hayal kırıklığıyla biten dizisi “Heroes” için seçmelere katılmış Emma, ve pon pon kız rolünü Hayden Panettiere’ye kaptırmış. Bu olayın kendisini çok yıktığını söyleyen yıldız, şu an Hayden’den daha iyi bir yerde kariyer anlamında bize sorarsanız.

Geçmişte, köpekler için yemek hazırlayan bir işletmede çalışan Emma bu işte fazla tutunamamış. “Yaptığım kurabiyeler köpekler için bile pek iyi değildi,” diyor hanım kızımız.

{ Kaynak }

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...